Güncel

Sınava Dahil Olan Bir Konu Daha Var: Kaygı

Konu çalışmak, test çözmek, tekrar yapmak, Osmanlı Dönemi, paragrafta anlam, fonksiyonlar, dünyanın şekli…

Sınava hazırlanmak sadece öğrenciyi değil ailesini de etkisi altına alan bir dönem. Anneanne bir yandan ”İyi yerlerde olmak için çok çalışın çok’ ‘derken, babaanne ”Ezberle çocuğum ezberle, altın bilezik olsun elinde” der. Amca ise ”Cumhuriyet tarihini ezberle” der ve böyle devam eder. Bu cümleler hepimize çok tanıdık, öyle değil mi?

7’den 70’e hepimiz sınava hazırlanmanın, çalışmanın önemini farkındayız.

Peki ya farkında olmadıklarımız?

Okuldaki öğretmenler,dershanedeki danışmanlarımız, internette kullandığımız soru bankası siteleri, kitaplar ve daha nicelerinde..  Hepsinde aslında var olan ama müfredatta yeri olmayan bir konu var: Sınav kaygısı

Kaygı, doğal bir insan tepkisidir ve savaş ya da kaç savunma mekanizmamızın bir göstergesidir.

Sınav kaygısını ise öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlayabiliriz.

Sınav kaygısını hissetmek doğaldır. Kaygının kontrol edilemez sınırlarda olması sorundur.

Hayat yolunda ilerlemek bisiklet kullanmak gibidir” der Tarhan. Çünkü; “Devamlı bir tempo gerekiyor. Aşırı tempo takla attırır, temposuz olmak ise bisikleti devirir. Bunun için sınavda hiç kaygı olmasın diye bir beklenti gerçekçi değil ama bu kaygıyı kontrol edebiliyor muyum, edemiyor muyum önemli olan bu. Bisikletimi iyi tempoyla, doğru hedefe yönelik kullanıyor muyum? Kullanmıyor muyum? Bunun için bisikleti iyi kullanabilmesi için insanın bisiklete bindiği zaman hedefinin belli olması gereklidir. Yoksa rastgele giderse önüne gelen olaylardan etkilenir. Bunları da kaygının belirtisi olarak örneklendirirsek yaşanılan ve görülenler huzursuzluk, endişe, sıkıntı, başarısızlık korkusu, çalışmaya isteksizlik, mide bulantısı, titreme, uyku düzeninde bozukluklar, karın ağrıları vs. bedensel yakınmalar, dikkat ve konsantrasyonda bozulma, kendine güvende azalma olacaktır.”

Sınav kaygısı gerçek dışı beklenti ve yorumlar içerdiğinden yanıltıcıdır. Öğrenciyi farkında olmadan kendi davranışını denetleyemez hale getirir…

“Sınava hazır değilim”,

“Bu bilgiler çok gereksiz ve saçma. Nerede ve ne zaman kullanacağım ki?”,

“Sınavlar niye yapılıyor, ne gerek var?”,

“Bu bilgiler gelecekte benim işime yaramaz”,

“Sınava hazırlanmak için gerekli zamanım yok ki!”,

“Bu konuları anlayamıyorum.”,

“Sınav kötü geçecek.”,

“Çok fazla konu var, hangi birine hazırlanayım?”

Bunların içerisinde alternatif düşünceler yaratalım;

 “Olabilecek en kötü şey ne?”,

“Dünyanın sonu değil, telafisi var.”,

“Tüm kaynakları çalışamasam bile, önemli bölümlere öncelik vererek sınava hazırlanabilirim, hiç olmazsa bu bölümlerden puan kazanırım.”,

 “Başarırsam hayatımın önemli bir dönüm noktasını aşacağım.”,

 “Zamanı kendi yararıma kullanmak benim elimde…”

Bu düşüncelerin yanı sıra nefes alma egzersizleri, gevşeme egzersizleri, kaygıyı bastırmaya değil, onu kabul etmeye ve tanımaya çalışmak gibi…

Bu yazıda şunun da altını çizmek gerekir; sınav kaygısı hafif oranlarda yaşandığı zaman sınava hazırlık sürecine engel olmaz. Aksine hafif kaygı sizleri çalışmaya daha çok motive eder. Kaygının sizlerin hayatlarını, çalışma süreçlerini işlevsiz hâle getiren kısmı şiddetinin yüksek olduğu zamanlardır. Bunu dengelemek gerekir. Mevlana’nın pergel örneğinde dediği gibi “Bir ayağın yerde, gerçekte olsun, diğer ayağın hayal dünyasında olsun.” Bu dengeyi kurabilmek önemli. Sınavlar öğrencilere bunu öğretiyor. Hayatı öğretiyor. Hayal kurmanın da kendi içerisinde bir dengesi ve sistemi var. Tek bir sınavın hayatınızın büyük planında nereye uyduğunu anlamak, sınav kaygısını en aza indirmek için en etkili taktik olabilir.

Unutulmamalıdır ki;

CESARET; UMUTSUZLUĞA RAĞMEN İLERLEYEBİLME YETİSİDİR!

 

Nazlıcan BAYSAL / PSİKOLOG

Bir cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Algoritmik Bir Kültüre Doğru

Previous article

Cardiodan Gelen

Next article

Şunlar da hoşunuza gidebilir